Üçlük faslı başladıktan hemen sonra, kızların bakışları arasında yanan o tatlı ateşi hissedebiliyordun. Bir yandan tırnaklarını sapladığı dostunun sırtından, diğer yandan dudaklarının arasından yükselen ağır nefeslerden, ortamın ne kadar kıvılcım saçtığı kendini gösteriyordu. İlk başta yalancı bir ürkeklik vardı ama o sadece aldatmacaydı; çünkü amcıklar öyle açılmıştı ki, her dokunuş onları daha da çıldırtıyordu. Biri dikili yaraklarıyla dalmışken, diğeri hemen arkasından bodoslama dayamayı bırakmıyor, sıcak ve ıslak sokuşlara gömülüyorlardı.
Kızlardan biri usta işi sakso çekmeye başlayıp, dilini sertçe kullanırken diğerinin elimsi parmakları inceden inceye amcıkla oynuyor, emip içine çekiyordu. Sadece ağız değil, eller de bu sikme ritmine tam ayak uydurmuştu; parmaklar daldan dala geçiyor, am ve anal deliği birbirine bağlıyor gibiydi. Araya giren sert kaşınmalar, tırnakların cildin altını kazımasıyla beraber tüm bedenler titremeye başlamıştı. En sonunda sert bir kökleme başladı; içe doğru dolup taşan yaraklar sanki oradan hiç çıkmayacakmış gibi sıkıca doluyordu.
Onun kalın kalın dayaması karşısında hiçbir şey direnemedi; amcıklar iyice kızarıp kabarmıştı. İnletmeler derinleşip hızlanırken kimse durmuyordu artık. Oturdukları yerde paspas gibi oldular; ter ve ıslaklık birbirine karıştı, ağızdan çıkan ah işaretleri odanın her köşesine vurdu. “Daha sert”, “daha hızlı” diye bağırmalar hem cesaretlendiriyor hem de alevi körüklüyordu. Sonunda doruk geldiğinde bütün vücutlar aynı anda kasıldı; sert bir boşalma tüm o ıslaklığı daha da yoğunlaştırdı. Gerginlik yerini rahatlamaya bırakırken kıvrımlar arasında kalan nefesler bile erotizmi artırıyordu. O anın sancılı ama keyifli patlaması, üçlü sikişin en kirli hâlini gözler önüne seriyordu.
