Yolda kalan Marin’i arabaya alıp otoparkta amına abanıyorum

0 views
|

Madrid’in kavurucu sokaklarında mecburen durdukları arabanın içinde, Marin Viscona’nın gözleri hırs ve arzu doluydu. Kısa bir yolculuk bahanesiydi bu; aslında amacın sadece yolda kalmış folloş birini acımasızca köklemekti. Marin’in kıvrak bedeni, dar kot pantolonun içinde bile belli eden o alımlı kalçalarıyla adamı çıldırtıyordu. Terle karışık o keskin parfüm kokusu, ortamı iyice ısıtmıştı.

Adam hızlıca kapıyı açıp onu yola çekerken, elleri hunharca bastırıyor, kenarında unuttuğu o sertliği duyuruyordu. Marin suratını buruştursa da içten içe buna bayılıyordu; göğüslerini kabartıp amcığını ısırarak tempoyu artırdı. O an arabada sadece nefeslerin gürültüsü ve bedenlerin birbirini yakalayan sesi vardı. Adamın eli üstünde dans ederken, yavaşça eteğini yukarı çekip saksoyu ortaya çıkardı. Dilini şehvetle sarkıtıp baştan aşağı süzdü yaraklığını.

“İnlet beni,” diye emretti kız, sesi kısık ama meydan okuyucuydu. Adam hiç vakit kaybetmeden onu yere yatırdı; sert hareketlerle içine dalmaya başladı. Her bir kökleme darbesinde Marin amcığını daha da derin hissetti, yüzünü cama sürterek feryat etti. “Dayanamadım lan!” diye haykırdığı anda tüm gücüyle vurmayı sürdürdü adam. Sikiş o kadar hızlı ve vahşi ilerliyordu ki, dışarıdan gelen araba sesleri bile boğulmuş gibiydi.

Marin’in bacakları titrerken amcığı tam dibine çökmüş, nefesi kesilmişti artık. İçinde patlamak üzere olan o fanteziyle kıvranırken adam son kez göbeğine saplandı ve ardından acımasızca sıktı boşalmasını. Yüzündeki terle karışık tatlı acılı ifade bütün yorgunluğunu ve mutlak teslimiyetini gösteriyordu. Bu gece Madrid’deki küçük duraklama, iki bedenin birbirine hükmettiği kirli bir savaş alanına dönüşmüştü; amcıklara saplanan her kök ve inleten her ritimle biraz daha teslimiyet artmıştı sonunda.