OwlCrystal sahneye girdiğinde bembeyaz teni ve sarı saçlarıyla adeta şeytani bir cazibe yayıyordu. Baştan çıkarıcı bakışlarıyla adamın gözlerinin içine baktı, içindeki o yasak arzuyu hemen hissettirdi. Amcığını eline alıp sarkıttığında, adam yavaşça yaklaştı, onun iğrenç anüsüne kaşlarını çattı ama gözlerindeki kararlılık kırılmadı. “Beni köklemeye hazır mısın?” diye fısıldadı, sesi hem tehditkar hem de davetkardı.
İlk önce parmağını amcığına soktu, kızın yüzündeki acıyla karışık zevk ifadesi ortaya çıktı. Derin derin nefes alarak kendisini hazırlamaya başladı; bu pislik dolu yolculuk için sonunda kapıyı aralıyordu. Yarağını iyice yağlayıp kıza dayadı, sert sert iterek esnetmeye başladı dar amcığını. Kız inleyerek boynunu geriye attı, sesi karışık bir inleme ve sayıklamaydı. Sanki içinde patlamaya hazır bir bomba vardı; her sineğiyle daha fazla esniyor, adamın kokusunu içine çekiyordu.
Sonra adam sap gibi yaragını koyuverdi altına. Kız aniden kıvrandı; amcığı derinden açılarak yalancı zevkle doldu. Her dalışta biraz daha sertleşen hareketleriyle onu ezip geçiriyordu; karnından yumru yukarı doğru gidiyordu sanki kızın içinde büyüyen öfkeyle beraber titriyordu vücudu. Yavaş yavaş tempoyu arttırdı adam, her köklemede OwlCrystal’ın amcığına saplanan yükü hissedildi; ağzından çıkan hırıltılar yükseliyor, kaslarına hakim olamıyordu artık.
Hız kesmeden devam etti o kirli sikişi; amcığı kan ter içinde kalmıştı ama OwlCrystal’ın yüzünde tarif edilemez bir tatmin ifadesi vardı: acının ve hazın dans ettiği aşağılık bir şehvet oyunu… Sonunda dayanılmaz hale gelen krizle birlikte ikisi de aynı anda boşaldılar; adam kuyruğunu derince çektiği anda kızın anüsünden sıvılar fışkırdı dışarıya doğru, ağır nefes alışları arasında birbirlerine karanlık bir bağlılıkla bağlandılar. Bu sapık sahnede tüm tabular paramparça olmuştu; kanlı canlı arzuların gözü kara hâkimiyetinde zifiri geceye gömüldüler.
