Önünde diz çökmüş, gözleri parıldayan folloş, karşısındaki devasa yargıcın her hareketini titizlikle izliyordu. Goddes Royale’in soğuk ama emredici bakışları altında bedenini tamamen teslim etmişti; amcığı adeta buyruk bekleyen çaresiz bir oyuncak gibiydi. Yavaş yavaş elleriyle belinden kavrayıp kalçasını kaldırdı; yumuşacık amcığını toprağa gömmek için can atan devasa yarağıyla buluşturdu. İlk temasta yayılan o sertlik, hele ki amcığının dudaklarını aralayıp içine çekişi, folloşun nefesini kesiyordu.
“Dayan bakalım,” dedi Goddess, sesi kükreyen bir emir gibi geldi. Kendi eliyle sımsıkı tutup folloşun beleğin üzerindeki hakimiyetini perçinledikten sonra, dikleşen sarkığı tüm vahşiliğiyle yavaşça içine sokmaya başladı. Amcık derinlere doğru genişliyor, yarak kendisini hırçınca gösteriyordu; her kökleyişte folloşun bedeninden çıt çıkmazken, içten gelen iniltiler boğazında takılıyordu. “Sabret,” diye fısıldadı Goddess Royale, “Ben bitinceye kadar hiç durmayacağız.”
Az sonra tempo yükseldi; kaburgalarına vuran sarsıntılarla birlikte folloş kendi sesini çıkaramaz hâle geliyor, sadece azgın ve acı dolu bakışlarla karşılık veriyordu her dayamaya. Yarak amcığın en dar yerlerini delercesine patlatırken, tenleri terden kayıyor; her hareketleri şehvetin zirvesine tırmanıyordu. Kadın o kadar acımasızdı ki neredeyse kemiklerine işleyen bu kökleme seansında folloşun ruhunu bile ele geçiriyor gibiydi.
Sonunda gözlerindeki ateş daha da büyüdü ve yoğun kasılmalarla birlikte göbek deliğinin derinliklerine boşaldı. Folloş bedeninde patlayan o çılgın orgazmı hissettiğinde ağzından boğuk inlemeler yükseldi; bacakları kendiliğinden titriyor, içinde biriken zevk dalgalarıyla savruluyordu. Goddess Royale’nin azgın dayaması bitmediği sürece folloş asla rahat nefes alamayacağını biliyordu. Bu tam bir kökleme savaşından zaferle çıkan taraf olarak son nefeslerini verdiğinde bile hala amcığında kalan sertliği hissediyordu…
