Julianna Vega, kocaman poposunu sertçe kaldırırken o deli aygırı bekliyordu. O yanaklar, koca kalçası dolgun ve sıkıydı; Latin ateşiyle yanıyordu. J Mac, elini o kıvrımlı götüne bastırdıktan sonra hınzırca emekledi, parmaklarını amcığının kenarlarına geçirip yavaşça açtı. Açtıkça açıldı, sıcaklığı ve nemiyle davetkar bir deliğe dönüştü o kıvrım. Gözleri ateş saçıyordu; “Beni yıka” der gibiydi bakışları.
J Mac arkasına geçti, kalçalarını kavrayıp güçlü elleriyle çekiştirdi. Sert sert dayadı amını içine, her girişinde Julianna’nın vücudu sarsılıyordu. Poposunun dar deliği bu kadar derine girmeyi beklemiyordu ama o şehvetli iniltilerle daha da açılıyordu. Her köklüşünde içi kabarıyor, orgazmın kıyısında titriyordu kadın. Yarasını dibine kadar sokuyor, orada vurdukça vuruyordu.
Bir yandan da Julianna dudaklarını ısırıyor, nefes nefese sakso yapıyordu kendisine gelen sertliği. Kendi yaragını yakalayıp yalıyormuş gibi heyecanla inliyor, artık dayanamadığı için yüksek sesle zevk çığlıkları atıyordu; “Amına koy oğlum!” diye haykırıyordu.
J Mac azgınca ritmini arttırdı, kalçalarındaki sarkmayı ve ağır göğüslerin sallanmasını seyrederek hırçınca köklediğini gösteriyordu. O deliğine kadar basınca acıyla karışık zevk dalgası yayıldı Julianna’nın içinde; bedeninin her köşesi bu anın esiri olmuştu. Götüne her vuruşunda şimşekler çakıyor, ruhu kabarıyordu.
Sonunda patlama geldiğinde tüm bedenini sarsan derin bir orgazm yaşadı; poposu kasıldı, inlemeleri daha da yükseldi. J Mac yavaşlayıp aldığı şiddeti hissettirirken ikisi de birbirlerine göz kırpıyordu—bu sertlikten sonra başka ne olabilirdi ki? Sertlik bastığında kimse tutamazdı onları. Baştan sona tamamen teslimiyetin ve azgınlığın hüküm sürdüğü o anlarda Julianna’nın Latin ateşi tam anlamıyla alevlenmişti.
