Güzel Japon kadınlarının halka açık muayenesinde ortam baştan sona gerilmişti. Kadınlar, beyaz önlüklerin altında gizlenen arzularıyla, soğuk doktor odasının havasını yumuşatmaya çalışıyordu. İlk başta sadece rutin kontrol diye başlayan işler, zamanla sınırları aşan bir şölene dönüştü. Tansiyon aleti bile onların gerginliğini azaltmaya yetmiyordu; her dokunuş, her bakış sanki gizli bir ateşi harlıyordu.
Genç kızların amları, ellerin altındaki ince deri gibi hassaslaşıyor, tıbbi terimlerden uzaklaşan jestler giderek daha agresif ve vahşi bir hal alıyordu. Biri arka tarafa yatırılmıştı; diğerleri ise sabırsızca bekliyordu sıralarını. Doktorun elleri ter içindeydi ama sertleşmiş yarak ona rehberlik ediyordu. Parmaklarını derinlere indirirken çıkan ıslık sesleri ve boğuk inlemeler ortalığı sarıyor, tabuları paramparça ediyordu.
Bir anda en dip noktaya ilerleyen o becerikli parmaklar, kadının dar amcığını acımasızca genişletiyor; aynı hızda giren kalın yarak vakti geldiğinde deli gibi sallanıyordu içinde. Her kökleme darbında kadının yüzü buruşuyor, sırtı yaylanıyor; nefesi kesiliyor ama gözlerindeki istek hiçbir zaman azalmıyordu. Hırıltılı sesler arasında dolu dizgin folloşlar peş peşe patlıyor; bedenler sanki birbirine kin kusuyordu.
Sonrasında herkes sırayla dayama yapıyor, sapına kadar sokuşup acı ile zevki karıştırarak analın dibine kadar inliyordu. Yara izlerini saymazsak orada tek kazanan yüksek tempoda dev kütlelerle yaratılan göbekten aşağı vuran hazdı. Sonunda yoğun titreşimler ve derin iniltiler artarken kadınlardan biri çılgınca boşaldı; kenardaki doktor ise kirli saksoyu sonuna kadar yutup göğsüne çarpıyordu.
Halkın ortasında geçen bu iğrenç seremonide hiçbir kayıp yoktu; sadece amcıklar kanıyor, yaraklar deli gibi iş görüyordu. Özgürlük denilen şey, o beyaz önlüklerin arasında bedeniyle oynayan alkalarda ve çaresiz kadınlarda vücut bulmuştu. Tüm pislik ve tutku bir araya gelmiş, kamuya açık ama tam anlamıyla kirli bir kral oyununa dönüşmüştü o an…
