Carmela geri dönüp aç amıyla sapı gövdeye gömüyor

0 views
|

Carmela geri döndü, hem de öyle bir dönüş yaptı ki akıllardan çıkar gibi değil. O, bildiğin dişi bir canavar, yakaladığı her adama işkence edecek kadar vahşi ve acımasız. Kapının eşiğinde belirdiği anda tüm hava değişti; gözlerindeki o açlık, bütün gecenin amacını ele veriyordu. Yanında getirdiği o kirli enerjisiyle benim üstümde hükmünü kurmaya başladı hemen.

İlk hamleyi yaparken diliyle dudaklarımı yırtarcasına yaladı, parmaklarıysa göğüslerime inip çıkıyordu sanki dokundukça daha da hırslanıyordu o şehvetle dolu cadı. Amcığını avuçlayıp sıkıştırmasıyla nefesim kesildi; “Gel bakalım, nasıl olsa senin suratına sıçacağım bugün,” diye fısıldadı pis pis. Sıkıca sarılıp beni yere doğru itince, kalçamla birlikte onun yarak deliğini araladım çekinmeden. Kendi yaramazlığına o kadar düşkündü ki ilk sikişimizi bile beklemeden ısırgan dilli sözcüklerle beni azarlamaya başladı.

Dudaklarını açtı, dilini soktu amcığıma ve ağzıyla beni emmeye koyuldu. Karnımdaki kaslarımı kasarken kendimi kaybediyordum; Carmela’nın esiri olmuştum artık. Elini elimden çekip kendine verdiği sert dayamalar öylesine vahşiydi ki her bir girişinde içimdeki alevi daha da körüklüyordu. Göğüslerini bana sürtüyor, ter kokusunu burnuma çekiyorum; azgınlığımız odadaki her nesneyi kıskanır hale gelmişti. Onun sert kalçalarına vurarak daha hızlı köklüyordum, mızmızlanmazdan önce amcığını sımsıkı kapatması yetiyordu beni delirtmeye.

Bir anda diz çöktü önüme, yüzümü kendi amcığına gömmek için yalınayak atıldı yere; saksosuna dalıp kopuyordum resmen onun son derece bilmiş ve pervasız hareketlerinden. Hızlıca köpüren seslerle birbirimizi yutarken dışarıya çıkacak olan zevk fırtınası çoktan kıyıya vurmuştu bile. Son darbeyi indirdiğimde Carmela bağırıyor, bedenini sığdıramadığı orgazm kıyametiyle titriyordu; ben de havasını soluyarak amcığını tekmeleyecekmiş gibi hissettim ama fazlasıyla tatmin olmuştum artık.

O gece Carmela’yla sadece sikişmedik; sınırlarımıza kadar dayanıp oradan aşağı yuvarlandık; ellerimizde kanayan izlerle birbirimize ait olduğumuzun hesabını verdik nihayetinde. Kötülüğün karşı konulmaz yüzü olarak onu unutmak mümkün değildi artık—ve ben onu sevmenin ne demek olduğunu zor bela öğrenmiştim!