İki olgun kadının kıvrak bedenleri, odanın loş ışığında birbiriyle dans edercesine temas ediyordu. O ayaklar… İncecik topuklardan sert tabanlara kadar her detay, saplantılı bir arzu gibi gözler önündeydi. Birinin parmakları diğerinin çıplak derisini izliyor, hafifçe ısırıyor, emiyordu. Parmak uçlarıyla kremsi tenleri çiziyor, tırnakların bastığı her nokta damarlarında dolaşan heyecanı alevlendiriyordu. Ayaklarının altındaki yumuşacık cilt, öylesine narindi ki dokundukça daha fazla uyarıyorlardı birbirini.
Bir yandan ayak parmaklarıyla diğerinin bacağını kavrayıp, yavaşça yukarı doğru kaydırırken; diğerinin dudakları o çirkin ama büyüleyici sapkınlıkla parmakları yalayıp çekiyordu. Dilleri birbirine değiyor, nefesler karışıyor; ağızdan çıkan hırıltılar ve inlemeler ortalığı dolduruyordu. Ayaklarından yayılan koku ve ter karışımı bir nevi hipnotize edici afrodizyak gibiydi onların için. Kadınlardan biri aniden arkasına geçti, ellerini kalçalarına dayadıktan sonra tüm gücüyle gövdesini dayadı; o an içindeki sikişi hissetmek için can atıyordu.
Gecenin karanlığında elleri hızlandı. Parmak uçları amcığını okşarken ayakkabıları çıkarılmış ayağını acımasızca araladı, içine girmeye başladı sakso gibi. Kadın bağırıyordu; “Daha sert!” diye yalvarıyordu neredeyse boğazından koparcasına. Diğerinin gece boyunca bekleyen yarak kökü artık sabredemiyordu, derin derin sokuyor, üşüyen amcıkta yangın çıkarıyordu adeta. Sürekli pozisyon değiştirip diz kapaklarını yere basınca içine iyice gömülüyordu o kara zevk.
Sonunda ikisi de doruğa ulaştı; yüksek sesle başlayan iniltiler giderek harlı nefeslere dönüştü. Yarağını canavarca kökledi kadınlar birbirlerinin amlarını delicesine inletirken, kaslar gerildi; vücutlar sarsıldı ve sonunda uzun uzadıya gelen boşalmalarla gevşediler. Ağır nefesler eşliğinde tenleri yapış yapış oldu ama içlerindeki ateş hala sönmemişti; o akşam hep birlikte yasadıkları kirli arzunun esiri olmuşlardı.
