Vic’in o kalın kıvrımları, sıcak duşun altındaki buharla iyice belirginleşirken, kardeşinin amcığını oyun edercesine kışkırtıyordu. Büyük göğüsleri sırılsıklam olmuş sütyenin içinde yekpare bir tehdit gibi duruyor, her hareketiyle içinde patlamaya hazır bir volkan gibi tutuşuyordu. Vic’in bakışları sinsi ve meydan okurcasına sevgilisinin yarağını takip ediyor, bedenini her kıvrımdan göstererek mümkünü zorlayan bir cazibe yaratıyordu.
Duvarlara çarpan su damlaları arasında, adamın büyük yarak ucunu Vic’in kabarık amcığına yasladı. Yavaşça yana yatıp, sırt üstü yatarken o sert ve kalın kemiği yanından alıp yanağına sürttü. Vic arkasını dönüp adama dikildiğinde, ağır göğüsler dans ederek saçlarını ıslatıyor; oradan gelen kokusu baştan çıkarıcıydı. Adamın elini tutup beline kadar indirip sıkıca kavradığında, “Gel bakalım…” dedi neredeyse hırlayarak.
İlk kökleme ani ve derin oldu; Vic’in amcığı sertçe yarıldı, içine dolan iri yumuşak yılan gibiydi. Her itişte pul pul vücudu titriyor; yüksek sesle inliyor, yatağın dışına taşmak üzere olan şehveti tüm odaya yayılıyordu. Yanına geçip büyük göğüslerini hissettirerek adamın boynuna sarıldı; kan ter içindeydi ama gözlerinde hiçbir pişmanlık yoktu. Yarağı parmaklarının arasından geçirip daha da hızlandırdı; basit bir folloştan çok öteydi bu iş artık.
Yan pozisyona geçip kalçasını hızla iterken adam sabırsızlandı; aralarındaki mesafeyi yok ettiğinde kalçalar birbirine çarpıyor, içten gelen inlemelerle ritmi ayarlıyordu. Vic’in kocaman amcığı tek seferde içeri girmesiyle birlikte adamın yüzündeki sarkastik gülümseme daha da büyüdü; “Yeniden başlıyorum,” dedi boğuk bir sesle.
Göğüsleri darbeleri emerken Vic’in nefesi hızlanıyor, ağzından çıkan kelimeler kirli ve erotikti: “Beni böyle sik… Daha derine dayasana.” Adam hemen karşılık verip vurgu değiştirirken boşalmanın eşiğine geldiğini belli ediyordu; kaslar gerilmişti artık.
Son itişlerde Vic’nin amcığı fazlasıyla dolmuştu, yoğun zevk dalgalarıyla bedenini sarsıyor, adam dibinden boşalırken sıcak sıvısı onun içine yayılıyordu. İki terli beden birbirine sarılmış halde kalakalmıştı; Vic alçakça gülüyor ve “Bir dahaki sefere de bu benim oyunum olacak,” diyordu keskin bir nefesle.
