Charlie Fox, odasının karanlığında yalnız başına kalmış, teninin her bir noktasını oyuncağının sert dokunuşlarıyla keşfe çıkıyordu. Kalın, kıvrımlı vücudu üstünde ter damlaları parlıyor, amcığını ve yarak deliğini şehvetle geriyordu. Oyuncağın soğuk ama acayip uyarıcı ucunu önce nazikçe amcığına sürtüyor, sonra derinlere doğru yavaşça sokuyordu. Her hareketinde bedenini titretip sesler çıkarıyordu; boğazından gelen hırıltılı nefeslerle kendi fahiş oyununa eşlik ediyordu.
Yumuşak ama ısrarlı el hareketleriyle saksoğunu ovuyor, tırnaklarıyla cildini çizerek hem acıtıyor hem de daha fazla hazzı kovalıyordu. Çılgınca aradığı o dayanılmaz sızıyı yakalamak için oyuncağı giderek hızlandırdı. Amcığını parmağının ucuyla dağıtıyor, kayganlaştırıcıyı bolca döküp oyuncağı sertçe amının içine gömüyordu. Nefes alışverişi hızlanmıştı; kalbi göğsünden fırlayacak gibiydi. Karnına inen heyecanın ta dibine kadar indiğini hissediyor, kaburgalarının altında kasılarak çatlayacak gibi titriyordu.
Sahiden kendini köklemeye başladı; oyuncağın sapını sıkıca kavrayıp içeriye kimi zaman ağır ağır kimi zaman delice inip çıkardı. Topuğunu yatağa dayayıp bacaklarını açınca amcığı hafifçe yayılıyor, her dalışında içinde büyüyen sancı yerini tarifsiz bir zevke bırakıyordu. Dilini dudaklarının arasına almış, gözlerini kapatmış halde her saniye artan orgazm dalgalarını bekliyordu.
Sonunda ağzından yüksek bir inilti yükseldiğinde tüm vücudu kasıldı; içindeki oyuncakla birlikte kendinden geçercesine kendini boşalttı. Yarağındaki sertleşme bile düşmüş, göbek deliğine kadar yayılan titreşimlerle bedenini teslim etmişti bu sapık köklemenin büyüsüne. Kendini yiyen arzularıyla yorulana dek devam etti bu acayip sevişmeye; sonunda terden sırılsıklam olup yere serildiği anlarda bile aklında sadece o iğrenç hazzın yankıları vardı.
