Violette Pure, incecik bedeniyle utangaç bir şekilde doktorun odasına girmişti. Sarı saçları omuzlarından dökülürken, gözlerindeki çekingenlik hemen fark ediliyordu. Doktor ise soğukkanlı ve sinsi bakışlarla onu süzüyordu; bu folloşu nasıl yeyip bitireceğinin planını yapıyordu. Muayene masasına oturttuğu an, o zarif vücudun her kıvrımını çıkarıp kullanmak istediği belliydi.
İlk dokunuşları hafifti ama içinde kıvılcımlar patlatıyordu. Violette’nin teninde gezinen parmaklar, yavaş yavaş daha cesur hareketlere dönüşmüştü. Göğüslerine dokunduğunda kızın nefesi kesildi, utangaçlığı yerini ister istemez arzuya bırakıyordu. Doktor, tereddütlü ama istekli bu kızı köklemeden önce iyice ısıttı; saksoyu usul usul çağırdı ağzına. O küçük, narin amcığın içine dolduğu anda Violette’nin titremesi bedeninin ne kadar hazır olduğunu gösteriyordu.
Dişleri arasındaki yarak dışarı çıkıyor, diliyle hızlı hızlı gezdiriyor, amcığını çekiştiriyordu. Kız ise kendinden geçmeye başlamıştı; inlemeleri odanın duvarlarına çarpıp yankılanıyordu. Doktor daha sonra direk dayama taktiğine geçti; yatağa yatırdı Violette’yi ve dizlerinin üzerinde kalçasını kaldırmasını istedi. İnce bacakları titriyor, yüzü kıpkırmızıydı ama gözlerindeki korku yerini sanki çılgın bir arzunun parıltısına bırakıyordu.
Kökleme başladıktan sonra ritim hızlandı, sertleşen yarak deli deliye sokuyor ve dayak gibi vuruyordu içine. Her darbe amcığını daha da derinlere itiyor, Violette’nin ciğerlerinden fırlayan iniltiler şehvetle karışıyordu. Yarağı sıkıca tutup boynuna vurmaya başladı arada, kızın boğulmamak için çırpınan haykırışlarını duyabiliyordu sadece o an doktor.
Sonunda doruk noktaya ulaştığında tüm gücüyle boşalttı kocaman akıntısını direkt kızın yüzüne savurarak. Soğuk sümük gibi yayılan sperm damlaları Violette’nin yanaklarında kayarken o karışık duygu seliyle kendine gelemedi bile; yüzü parlak ve yapışkan bir haritaya dönmüştü adeta. Utanma hissi yerini yorgunlukla beraber tatlı bir teslimiyet aldı içindeki sancılı arzuyla…
