Odanın loş ışıkları arasında, genç ve diri bir folloş kendiyle oynarken, yere yayılan sıcaklık yavaş yavaş yükselmeye başlıyordu. İnce elleri amcığını yokluyor, parmak uçlarıyla hızlı ritimler tutturuyor, nefesi kesilmiş gibi hırıltılarla karışıyordu. Gözleri kapalı, tüm bedenini saran o yoğun arzu selinde kayboluyordu. Her hareketinde kıvraklığı ortaya çıkıyor, kendi yarakını tutkuyla sıkarak kendini daha fazla gaza getiriyordu.
Derken o sert dokunuşlar, yumuşak ama inatçı tırnak izleriyle amcığın etrafında dolanırken, içindeki patlamaya doğru ilerliyordu. Göğsü kabarıyor, kalbi deli gibi çarpıyor; artık dayanılmaz bir hal almıştı bu sapık zevk arayışı. Kendi sesinden utanmadan çıkan ahlar odanın dört bir yanına yayılırken, parmaklarını hızlandırıp var gücüyle köklediği o yarak iyice sertleşip dikleşmişti.
Artık geri dönülmezdi. Gözlerini açıp aynada kendini izlerken, oradaki çılgınlığa hayran kalıyordu. Yüksek volümlü nefesiyle beraber kendi orgazmına doğru sürüklenirken, “Dayanamıyorum!” diye fısıldadı kendi kendine. Parmaklarını iyice aşağı çekip amcığın dibine dayadıktan sonra bütün o birikmişliği boşaltmaya hazırdı.
Körpecik bağırsaklarının içine kadar sertçe köklemeye başladı yarakını; her inişte içine işleyen sancılı ama tatlı bir acı vardı. Kendisini bırakmış halde inliyor, sesi titreyerek artıyordu. Sonunda o ezici doruk geldiğinde tüm vücudu sarsıldı; amından dışarı fışkıran sıcak sıvı odanın havasını bile değiştirmiş gibiydi. Bitkin ama deli dolu bakışlarla yere çökmüşken, memleketin en kirli anlarından birini yaşamış olmanın verdiği hazla dudaklarını ısırdı. Gecenin karanlığında sadece onun çıplak gerilimi ve kendine ettiği bu dayama kalmıştı geriye…
