Sarışın folloş, yüzündeki alaycı gülümsemeyle sert yaramı önüne seriyordu. O, yumuşacık amcığını saklamaya tenezzül etmeyen, tam tersine köklemeyi kafasına koymuş bir peri gibiydi. Yarasını ağzına tıkıp sarkıttığı dilini yalarken, sertleşen kalın parçasını gözüne kestirmişti bile. Boğazına kadar indirdiği yarak, boğazının derinliklerinde inlemeye başladığında, gözleri parıldayıp daha da şehvetle doluyordu. Kıç delik o kadar sıkıydı ki her saplayışta azıcık daha çok içeri girmek için direniyordu; o ince kaslar kökleme sırasında onu çıldırtıyordu.
Yarığın içine tepkisiz kalmayan amcığını iyice körüklüyordu; karnındaki kaslar kasılırken, her itişte biraz daha fazla amcığını kabul ediyordu. O yoğun ve acı tatlı hisler arasında kıvranırken adamın sertliğiyle uyumlu hareket ediyor, sanki içinden kopup dışa fırlayacakmış gibi titriyordu. Gecenin karanlığında yankılanan ısırmalar, inlemeler ve kaba nefes alış verişleri ikisini de taşırıyordu. Kadının sıkı tutuşu ve acı veren ama zevkli daralması arasında adam öyle bir yüklenme yapıyordu ki sonunda yanağına sıçrayan sıcak sıvısını fark ettiğinde zevkten deliye dönmüştü.
O sarışın folloşun dar amcığına boşalan o dolu börtükler sadece bedenlerde değil ruhlarda da yer etmişti. Her damla onun ezgi gibi yayılan orgazmına kulak veriyor, yaşadığı anın hamlığını ve sertliğini tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyordu. Amcığından gelen ılık sıvılarla beraber son noktayı koymuşlardı; aşkın en kirli haliyle buluşup birbirlerine sahip oldukları anda tamamen savruldukları o an…
